*video*


Ah Le Ana (Su Kenarı Pıtırak)

Ah le ana le ana
Üç bacılar bir ana
Le ana le ana
Ağlarlar yana yana

Su kenarı pıtırak (Le ana le ana)
At minderi oturak (Üç bacılar bir ana)
Sen al beni ben seni (Le ana le ana)
El dilinden kurtulak (Üç bacılar bir ana)

Su kenarı burmalı (Le ana le ana)
Gölgesinde durmalı (Üç bacılar bir ana)
İki yar sevenleri (Le ana le ana)
Hançer ile vurmalı (Üç bacılar bir ana)

***

Kara Yer Kara Yerde (Nesse)

Kara yer kara yerde
Gül biter kara yerde
Verin benim yarimi
Başkası kara yerde

Le le nesi nesine
Kurbanam kız sesine
Hastalandım gelmedin
Geldin son nefesime

Kara taş boyanır mı
Buna can dayanır mı
Nesse’m şirin uykuda
Öpersem yar uyanır mı

Le le nesi nesine
Kurbanam kız sesine
Hastalandım gelmedin
Geldin son nefesime

Çimen yeşil boyanmaz
Seslensem yar uyanmaz
Yar orada ben burda
Buna canlar dayanmaz

Le le nesi nesine
Kurbanam kız sesine
Hastalandım gelmedin
Geldin son nefesime

***

Şengülüm Nanay

Çimende sürü kazlar hop gülüm nanay nanay
Kanatları beyazlar Şengülüm nanay nanay
Kaç gündür görmemişem hop gülüm nanay nanay
Ciğerim ona yanar Şengülüm nanay nanay

Çimen çimen üstüne hop gülüm nanay nanay
Basma çimen üstüne Şengülüm nanay nanay
Yardan bir selam gelmiş hop gülüm nanay nanay
Başım gözüm üstüne Şengülüm nanay nanay

Çimen yeşil gül sarı hop gülüm nanay nanay
Yitirdim nazlı yarı Şengülüm nanay nanay
Yar orada ben burda hop gülüm nanay nanay
Ağlarım zarı zarı Şengülüm nanay nanay

Reklamlar

“37 Uses for a Dead Sheep”
“Ölmüş Bir Koyunu Değerlendirmenin 37 Yolu”

İngiliz yönetmen Ben Hopkins’in belgesel filmi, özellikle bizim insanlarımızın içini ısıtacak görsel bir anlatım sergilerken, gerisinde tatlı bir tebessüm de bırakıyor.

2006 yılında, Berlin Film Festivali’nde ‘Forum’ bölümünde ilgiyle karşılanan ve Caligari Özel Ödülü de alan yapım, asıl başarısını Kanada’da yapılan Hot Docs Uluslararası Belgesel Film Festivali’nde ‘En İyi Belgesel Film Ödülü’nü kazanarak gösterdi.

Yönetmen Ben Hopkins, son 10 yıl içinde Orta Asya’dan gelmiş küçük sayılabilecek bir topluluk hakkında belirsiz bir gerçeği ele alıp, farklı bir anlatım yolu seçerek etnografik bir belgesel çekmeyi başarmış.

Film, şu an Türkiye’de Erciş‘de soylarını devam ettiren Pamir Kırgızları’nın yakın tarihini anlatmak için dramatik sahnelerin eşliğinde çekilmiş sıradışı bir belgesel.

Kırgızların zorlu yolculuğu

19. yüzyılın sonunda, Ruslar ve İngilizler tarafından, Rus İmparatorluğu ile İngilizlerin idaresi altındaki Hindistan arasında bir tampon bölge olarak kurulan Afganistan, Kırgızların ülkesini Rus, Çin ve Afgan Pamir’i olarak üçe ayırdı. Komünizme her zaman karşı çıkan Kırgızlar önce Çin’e sığındılar, Çin’de Mao’nun iktidara gelmesiyle tekrar Afgan Pamir’ine geri dönmek zorunda kaldılar. 1978’de Sovyetler’in Afganistan’ı işgal etmesiyle de bütün kabile 30 bin baş hayvan ile dağları aşarak Pakistan’a kaçtı.

Sıcak iklime dayanamayan çok sayıda Kırgız ölünce, liderleri Hacı Rahman Kul birçok ülkeye mektup yazarak sığınma hakkı istedi.Dört yıl sonra aynı hafta içinde hem Alaska’dan hem de Türkiye’den olumlu yanıt aldılar. Türk kökenli olan, Türkçe’ye yakın bir dil konuşan Müslüman Kırgızlar Türkiye’yi tercih ettiler ve 1982’de uçaklarla Türkiye’ye getirilerek Van’ın Erciş ilçesine yerleştirildiler.

Çekilen filmde Rus askerlerini Van Devlet Tiyatrosu oyuncuları canlandırdı. Kırgızlar ise hem kendilerini hem de atalarını oynadılar. Hayvancılıkta son derece usta olan Kırgızlar, bir koyundan yararlanmanın 37 farklı yolunu bilmelerine karşın yetişen yeni nesil eğitimi önemseyerek büyük kentlere gitmeyi tercih ediyor. Mesela İstanbul’da internet kafe açmayı düşünen genç bir Kırgıza göre Ulupamir Köyü 30 yıl içinde tamamen terk edilecek.

Bizim “fetir” ne olmuş?



Bir akşamüstü, içimde herzaman farklı bir duygu seli oluşturan Çelebibağı’ndaki Karakoyunlu-Selçuklu mezarlığına gittim. Kendini Van Denizi’ne sermiş kızıl güneşle beraber, mezar taşlarıyla öyle bir sohbete daldım ki inanın bambaşka birşey bu. Bana çok şey anlattılar. Hatta bizlere dargın olduklarını da…

Kırılmış, oraya buraya atılmış mezar taşları da gördüm. Yoo yooo, birşey diyemedim üstelik diyecek hiçbirşeyim yoktu zaten, sadece onları dinledim. Aklımda kalanları size aktarabilirim. Ya duyguları mı? Onları birebir aktarmanın bir yolu var mı bu cihanda?

Ama olsun yine de öğrenelim bu tarih abidelerini:

Erciş’in tarihi mezarlığı bugünkü şehirden uzakta, Çelebibağı denilen beldenin yakınındaki büyük bir höyüğün üzerindedir.
Bütün mezar taşları kalkerden yapılmıştır. Sandukaların, birkaç basamak üstüne konulan, yazı ve tezyinat ihtiva etmeyen sade ve basit örneklerinin yanında, filiz kıvrımları ve kufi yazılarla süslü, şahideli çok güzel örnekler de vardır.Bunlardan başka, devrilmiş bir sütuna benzeyen düz ve sade sandukalar da mevcuttur.

Erciş’deki şahideli lahidler de Ahlat’takiler gibi yalnız baş taşına sahiptirler. Fakat bunların batıya bakan yüzleri tamamen boş bırakılmış, buraya hiçbir yazı veya tezyinat işlenmemiştir. Bu durumu batıdan devamlı olarak esen rüzgarla izah etmek, ancak bir dereceye kadar mümkündür.

Şahidelerin iç tarafında çok defa üstte mukarnaslı bir alınlık bulunur. Bunun altındaki, mezar kitabesi ile çevrelenmiş saha, bir kandille sapları geometrik örgüler meydana getiren ve XIV. asrı karakterlendiren geç Rumi kıvrımları ile doldurulmuştur.Genel olarak dikdörtgen prizma biçiminde olan lahitler yüksek yapılmış, kapak taşları ve yan kenarları geometrik ağlarla veya nebati motiflerle süslemiştir.Bazıları dini yazıları ihtiva ederler. Erciş’te bu tiplerin dışında dikine konulmuş sekiz köşeli stiller ve aşınmış bir koç heykeli de bulunmaktadır.

Çelebibağı Mezarlığındaki Mezar Tipleri

1. Mimari Şekilli Mezarlar
– Kuzey Mezar Anıtı
– Güney Mezar Anıtı
– Sekizgen Planlı Mezar Anıtı
– Tuğla Örgülü Mezar

2. Sanduka Tipi Mezarlar
– Kapaklı Sanduka Tipi Mezarlar
– Prizmal Sanduka Tipi Mezarlar
– Şahideli Sanduka Tipi Mezarlar
– Üzeri Açık Şahideli Sanduka Tipi Mezarlar
– Üzeri Kapaklı Şahideli Sanduka Tipi Mezarlar

3. Koç-Koyun Şeklindeki Mezarlar

4. Sade Mezarlar

5. Kremasyon türü Mezarlar

Kaynak: Eski Erciş Çelebibağı Mezarlığı ve Mezar Taşları , 2000 , Prof. Dr. Abdüsselâm ULUÇAM, Türk Tarih Kurumu Yayınları

Erciş Kalesi’nden Çıktık Birgün…

Akdamar Kilisesi ve Mahzun Erciş Kalesi

Şeyh Edebali’den Osman Gazi’ye Nasihat


Oğul;

İnsan vardır şafak vaktinde doğar, gün batarken ölür!
Unutma ki dünya sandığın kadar büyük değildir!
İki parlak güneşe aldanıp, sonra da karda, ayazdan kavrulup gitme!

Güçlüsün, akıllısın, söz sahibisin.
Ama, bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen, sabah rüzgarında savrulur gidersin!
Öfken ve benliğin bir olup aklını yener.

Daima sabırlı sebatlı ve iradene sahip olasın!
Azminden dönme!
Çıktığın yolu, taşıyacağın yükü iyi bil!
Her işin gereğini vaktinde yap!

Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma!
Gördüğünü söyleme, bildiğini bilme!
Sözünü unutma, sözü söz olsun diye söyleme!

Ananı atanı say! Bereket büyüklerle beraberdir.

Sevildiğin yere sık gidip gelme, muhabbetin kalkar itibarın kalmaz.

Üç kişiye acı; cahiller arasında alime, zenginlikten fakir düşene, hatırlı iken itibarını kaybedene.

Unutma ki, yüksekte yer tutanlar aşağıdakiler kadar emniyette değildir!

Ulularla, düşmanı hor görme!

Düşmanını çoğaltma, düşmanlığın başını da sonunu da sen belirle!

Haklı olduğunda kavgadan korkma!
Bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.

Ey oğul, artık Bey’sin!
Bundan sonra öfke bize, uysallık sana.
Güceniklik bize gönül almak sana.
Suçlamak bize, katlanmak sana.
Acizlik bize hoşgörmek sana,
Anlaşmazlıklar bize, adalet sana,
Haksızlık bize, bağışlamak sana.

Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.
Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın…

Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz.

Şunu da unutma ve insanı yaşat ki devlet yaşasın.

Ey oğul, işin ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı.

Allah yardımcın olsun.

Van Denizi’nin Kahramanı: İnci Kefalı


Uçan Balıkların Kayganlığı…


İşte bu görüntülere yapılan yorumlar:

Mirza Budarnayev
Canavarmıdır değilmidir bilmem..
Öldürmeseler bari hayvanı.
Kimseye zararı olmamış. Öyle bir hayvan varsa da dokunmayın yaşasın bari. Kendi türümüz dışındaki herşeyi yokediyoruz..:(((

mesut çakıroğlu
sodalı bir suda yaşayabilecek hayvan sayısı azdır o da ihtimalki denildiği gibi bir manda olabilir reklamın iyisi kötüsü olmaz isviçrede leman gölü bu şekilde turizmde kullanılıyor vanlı yetkililere duyurulur

ali alyanak
cenewar
yorumlara baktım dayanamadım yazdım.yok diyorlar ama kimse araştırmamış.nereden biliyorsunuz olmadığını.bu günlerde onarılıp açılışı yapılacak olan akdamar adasındaki kilisenin duvarlarında bile bu canavarla ilgili figürler var.kaldıkı son gören bir kişi değil arkadaşlar tam 7 kişi görmüş.hadi biri yalan söyledi ya diğerleri.görenlerden biriyle konuştum adam diyorki gördüklerimden sonra gölde yüzmeye cesaret edemem.ama şunuda diyor ne canavar diyebilirim ne balık nede hayvan neye benzediğini anlayamadım.burada bi şey var ama ne. mutlaka araştırılmalı diyorum.türkiyeme ve türkiyemin güzel insanlarına savgilerimle =)

mehmet gul
Geçen ay Van’a gitmiştim. Röportajdaki tekne kaptanından tekne kiralayıp akdamar adasına geçmiştim. O kadar baktık bi türlü göremedik canavar. Bu kadar da abartmamak lazım diye düşünüyorum. Sonuçta iç deniz olarak kabul edilebilecek çok büyük bir göl. İçerisinde milyonlarca irili ufaklı canlı yaşayabilir. Zannedersem iyi reklam getirdiği için insanlar canavar hayali görüyor, ya da bilinçli olarak hayal kurup reklam yapmaya çalışıyorlar

BÜLENT KALAFAT
şaka
bu hoş bir şaka fazla irdelememek lazım bizde bu eğlenceye katılalım.

ENDER AYDIN
Amerikanın Oyunu.
Geçenlerde dayım istanbula geldi, kendisi Vanda esnaftır. Van gölü Canavarı ile ilgili kendisine sordum. Bize verdiği cevaba göre Vandaki Üniversiteden bile şahitlerler varmış, Göle denizaltı indirilmiş, amaç gölün dibinde zengin Uranyum yataklarının bulunduğudur. Nerede zenginlik Amerika orada. Bor madenlerini almak için de Etibankı kimseye kaptırmayacaklar. İhalede de başka firmayıda sokmuyorlar(zaten çoğunlukla onlar kullanıyordu.)Bence Devlet bu işe ciddiyetle yaklaşmalıdr.

HAMZA CANAVAR
yersen
bu görüntüler yıllar önce yayınlandı. maket olduğunu yapanlarda anlattı.. yeni bir haber gibi sunulması anlamsız..

Muhammed S
SELAMLAR
Lise yıllarında Van’da okurken Milli Güvenlik dersimize gelen Üst düzey bir Askeri Yetkili Van Gölü Canavarı ile ilgili çarpıcı iddaalarda bulunmuştu.Aslında iddaa da denmez pek Askerlerin bildiği fakat sivil erkanın pek bilmediği önemli bilgiler anlatmıştı biz meraklı gençlere.Hani dışardan birinden duysak belki af buyurun Kafa buluyor diyecektik fakat bize aktaran Ciddi manada Yüksek rütbeli askeri erkan olunca inanmamakta olmazdı.Verdiği bilgilerden biri şu idi:Yabancı devletlerin Van Gölündeki Çalışmaları hakkında idi.Varın gerisini siz düşünün.

bahadır koçdoğan
doğrudur ama
o büyüklükteki bi canlı yaşıyo olabilir van gölünde bu büyük bir yayın yada yılan olabilir yada ne bileyim adaptosyona uğramış başka bir balık olabilir neden olmasın araştırmak lazım ankarada 2.5 m uzunluığunda 186 kilo ağırlığında yayın yakalandı geçen hatırlayınız !

kenancan
Nerede…
Yok kardeşim canavar filan. Okyanus mu burası.Olsaydı çoktan bulunurdu….Ama iyi turist çeker kanımca:))))

Cengiz Han
Ne avlamsi..?
Kime zarar vermis ?
Niye bir avlama timi olusturulmus?
Birakin yasasin hayvan .

YAGMUR YESILBAS
Canavar iyi de elde silah gitmek niye?
Ben de Van’lıyım ve çocukluğumdan beri duyarım Vangölü Canavarı hikayelerini.16-17 yaşıma kadar da pek çok kere göle yüzmeye gittik ama hiç karşılaşmadık.Eğer gerçekten varsa kimseye zararı dokunmayan bir mahluk olduğu belli.Çünkü hiç kimsenin canavarın saldırısına uğradığını ne gördük ne de duyduk.Peki zararsızsa ve de gerçek olması ihtimali hem bilim adına hem de ülkemiz adına bir kazançsa neden arama timi ekibi ellerinde silahlarla arıyorlar.Bulunca vuracaklar mı? Eğer böyle birşey olursa,ufo görüp de içinden inen uzaylı yaratıkları taşlayanlardan ne farkımız kalır. Gerçekten canavar varsa ve biri elindeki silahıyla gördüğü yerde öldürecekse bilsinki kahraman ilan edilmeyecektir.Böyle bir canlının varlığı bir kazançtır ve canlı ele geçirilip incelenmelidir.Tabi eğer var ise

ibrahim tütüncüoğlu
BELKİ
Belki bir hayvancık vardır .Aslında o da mantıklı gelmiyor ya çünkü neticede anası babası, çoluğu çocuğu olur tüm canlılar gibi .Tek başına türeyecek böyle bir memeli türü yok ki. Olsa bile esas karadaki trafik canavarları,sahte gıda canavarları,denizleri kurutan balıkçı canavarlar, terörist canavarlar,futbol fanatik canavarlarının yanında masum bir kedi yavrusu gibi kalır. Saklanmakla akıllılık ediyor!

Peki bu habere sizin yorumunuz ne olur?


Van Gölü Canavarı’yla ilgili Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, ilginç bir tespitte bulundu.

Prof. Dr. Sarı, Van Gölü sularının, büyük bir canlının yaşamasına olanak sağlayamayacağını belirtirken, bunun karasal kökenli bir canlı olabileceğini söyledi.

Van Gölü’nde 16 yıldır inci kefali ve göl özellikleri ile ilgili araştırmalar yapan Prof. Dr. Sarı, Van Gölü’nü uydu aracılığı ile de takip ediyor.

Göl içindeki balık hareketlerini izleyebilen Prof. Dr. Sarı, “Görüldüğü iddia edilen büyüklükteki bir canlının yaşaması durumunda, görüldüğü bölgede bazı fiziksel değişikliklerinde olması gerekir.

Ama böyle bir tespitimiz olmadı. Ayrıca bu canlının beslenme zinciri içindeki yerini, neyle beslenip, nerede yaşadığı sorularına cevap bulamıyoruz.

Bundan dolayı da eğer böyle bir canlı varsa Van Gölü içerisinde sürekli yaşayan bir canlı değil, karasal kökenli bir varlıktır. Göle girip, çıkıyor” dedi.

İşte Prof. Dr. Mustafa Sarı’nın açıklamaları:

Sonraki Sayfa »