Erciş İlçe Haritası

Erciş, Van ilinin en büyük ilçesidir. Van Gölü’nden 5 kilometre içeride, 25 metre yükseklikte kurulmuş olan Erciş’in yüzölçümü 2115 kilometre kare, denizden yüksekliği 1750 metre, Van’a uzaklığı ise 100 kilometredir.

2 beldesi, 12 mahallesi, 86 köyü ve 36 mezrası bulunmaktadır. İlçe merkezi nüfusu 73.200’dür(2000) köyleriyle birlikte toplam nüfusu ise 145.229′dur. Bugün de çevre il ve ilçelerden yoğun şekilde göç almaktadır.

Van ilinin kuzeyinde, gölün sahilinde bir şerit halinde uzanan ve sırtını kuzeyde yüksek dağ ve tepeler yaslamış Erciş’te, her mevsim ayrı bir güzellikte yaşanır. Gölden içerilere gidildikçe çeşitli meyveleri yetiştiren bahçeleri ,diz boyu yükselen ekin tarlaları ve kavak ağaçlarıyla yeşilin her tonu gözler önüne serilir. Bu yüzden Erciş,çevrede “Yeşil Erciş” olarak bilinir.

13. yüzyılda ünlü ticaret yolunun geçtiği Erciş’in bugün doğunun batıya açılan kapısı olması buraya ayrı bir önem kazandırmıştır. İran’dan Ortadoğu ülkelerine giden transit yol buradan geçmektedir. Erciş-Ağrı , Erciş-Bitlis ve Erciş-Van karayoluyla yurdumuzun her tarafına gidilmektedir

Erciş Ovası, Van Gölü kıyılarının en geniş ovalarından biridir. Ova, geniş vadiler boyunca içerilere sokulmuştur. Zilan Deresi’nin geçtiği yerlere “Hatun Çukurovası” , üzerinde Erciş ilçesinin bulunduğu düzlüğe de “Suluova” adı verilmektedir. Ayrıca bol otlu ve sulu birçok ova ve yaylası bulunmaktadır. Belli başlı akarsuları, ovayı kuzeyden güneye geçen Zilan Deresi, Deliçay, İrşad Çayı ve Yekmal Çayı‘dır.Zilan Deresi üzerinde Koçköprü Barajı bulunmaktadır.

Kuzeyinde Aladağ ve Tendürek, İlçeye yaklaştıkça Meydan Dağı, Gürgür, Baba Dağı, Zernaki Tepe, hemen devamında Grekor ve Kızılkaya Tepeleri ilçeye hakim yükseltilerdir. 1841 yılında Van Gölü sularının tekrar alçalıp yükselmesi sonucu Erciş halkı, eski yerleşim yerleri olan Erciş Kalesi ve civarını terkederek Yukarı Çınarlı, Gölağzı, Kasımbağı, Alkanat ve Çelebibağı‘na ve 15-20 hanelik bir köy olan Eganis (Akans) adı verilen yere taşınmış ve burası Erciş adını almıştır. 1910 yılında ilçe olmuş, 18 Mayıs 1915 ‘te Rus ve Ermeni işbirliği ile işgal edilmiş ve 1 Nisan 1918 de de kurtarılmıştır.

balık bendinde çırpınan inci kefaliler…kümbet…süphan dağı’nın heybetli duruşu…meşhur erciş üzümü…ve sahili ziyarete gelmiş flamingolar…

Erciş, tarih olarak M.Ö. ‘ye uzanan bir geçmişe sahiptir. Tarih öncesi ve sonrası bir çok kavime yurt olmuştur. Bunlardan bir kısmına Bey’lik bir kısmına Sancak Merkezliği yaparken, 14. yüzyılda da Karakoyunlular’a başkentlik yapmıştır. Urartular’dan Osmanlılar‘a kadar bir çok uygarlığın izlerini taşıyan Erciş, tarihte kervan yollarının kavşak noktasında bulunduğundan ünü kısa zamanda en uzak ülkelere kadar yayılmıştı. Bu yüzden eski ve orta çağlarda Van Gölü’nün tamamı ve daha sonraları kuzey doğusunda uzanan körfez için Buhayra-i Arciş (Arciş Gölü ) denilmekteydi.

Özellikle Sökmenliler, İlhanlılar, Karakoyunlular ve Osmanlılar dönemi Erciş’in en parlak dönemleridir. İlçede Selçuklular’a ve Karakoyunlular’a ait kümbetler, mezarlıklar, koç ve koyun heykelleri önemli birer belge niteliğindedir.

Tarihte Arzaşkun, Arsissa, Argişti Khinili, Arciş, Ardişi, Eganis, Erdiş şeklinde geçen ilçenin adını, Urartu Krallarından II. Arsissa veya bu topraklar üzerinde kurulduğu belirtilen Arsissa veya Arzaşkun adlı şehirlerden aldığı tahmin edilmektedir. Bugün Erciş’te birçok tarihi eser ve yer bulunmaktadır.

İlçenin Çelebibağı beldesinde Tunç Çağından günümüze kadar kullanılan ve üzerinde Urartular’a Selçuklular’a Osmanlılar’a, Celayirlilere ve Karakoyunlular’a ait değişik örneklerin bulunduğu mezarlığı, Van Bitlis ve Ağrı yol güzergahlarında bulunan Karakoyunlular‘a ait Kadem Paşa Hatun, Zortul ve Akçayuva Kümbetleri, Osmanlı-İran savaşlarında büyük önem kazanan ve şu anda Van gölü suları içerisinde sadece iki yıkık bedeni kalan Erciş Kalesi , ilçenin hemen kuzeyinde Urartular’dan kaldığı belirtilen Zernaki şehir kalıntısı sadece birkaçıdır.

Doğu Anadolu bölgesinin Tatvan’la birlikte en gelişmiş ve düzenli ilçesidir. Ticaret hayatı güçlüdür fakat özellikle Kükürt gibi doğal ürünlerini işleyecek bir orta boy sanayiden yoksundur. Şehrin önemli geçim kaynaklarının başında Erciş Şeker Fabrikası gelmektedir. Ayrıca Vangölü havzasındaki ilçe belediyeler içerisinde ekonomik gelişme itibariyle ilk sıradadır.

Kültürel havza itibariyle ise, Van kentinden çok Ahlat ve Adilcevaz kuzey Van gölü hattına daha yakındır. Bu yönüyle Van ve Erzurum arasındaki kültürel geçiş bölgesi özelliği gösterir. Folklorik öğeleri daha çok Bitlis havzasının karakterini gösterir. Bölgesinin demografik ve ekonomik çekim merkezidir. Doğal güzellikleri itibariyle ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Şehrin Osmanlı dönemindeki mahalle düzeni korunmakla beraber on yıllarda yüksek katlı yapılaşmaların artmasıyla otantik görünümünü kaybetmiştir. Vangölü kıyıları da aynı ekolojik sorunla yüzyüzedir. Korunması ve doğal özellikleri geliştirilmesi gereken bir beldedir. Türkiye’nin en güzel ilçelerinden biridir.