Kars’ın Subatan köyünde Ermenilerin yaptığı katliamının feci bir örneği: Kadınlar, çocuklar; annelerinin karnından çıkarılan bebekler….(25 Nisan 1918)


Mayıs 1915′te Ermeniler Van’da büyük bir katliam yaptılar. Karnındaki bebeği süngüyle çıkarılıp öldürülen hamile kadınlar, kulakları burunları kesilmiş çocuklar, kafatası çatlayana kadar darb alıp can veren ihtiyarlar… Erciş’de Çavuşoğlu samanlığında bulunan toplu mezar bu vahşetin en büyük tarihi delilidir. (Tüm bu vahşetin tanıkları olarak; açığa çıkarılmış toplu mezarlarda yapılan incelemeler ve o günlerden kalma fotoğraflarlar sitemizde yayınlanacak inşallah.)

Şimdi böyle bir vahşetin nasıl vuku bulduğunu anlayabilmek için tarihde bir yolculuğa çıkalım. Ermeniler, Karakoyunlular’ın himayesinden sonra Osmanlı hakimiyeti altına girmiş ve gerçek barış ve sukunet içinde yıllarca yaşamıştır. Tanzimat fermanı ile birlikte özellikle İngilizlerin ve Rusların destekleri ve kışkırtmalarıyla teşkilatlanmaya ve isyanlar çıkarmaya başladılar. Bu gözü dönmüş sürünün kurduğu Hınçak ve Taşnak çeteleri Doğu anadoludaki masum sivil halka akla hayale gelmedik işkence ve zulmü yapmıştır. Bu çetelerin amacı “Büyük Ermenistan(!)” dı. Bu zavallı(?) Ermeniler’e bu rüyayı yutturanlar ise şüphesiz İngilizlerdi.

İngilizler, Doğu Anadolu’ya pekçok ajan göndermişti. Bu ajanlar Türk ve Ermeni köylerine gidiyor ve buralarda fitne tohumları ekiyordu. Bu fitne tohumları o kadar zehirliydi ki bir müddet sonra Ermeniler Türklere düşman kesilmişti. Örneğin, bu İngiliz ajanları bir Ermeni köyünün papazını öldürüp cesedini müslüman olan köyün bir yerine atmış ve böylece suçu müslümanlara yıkarak Ermenileri kışkırtmak için bir sebep daha oluşturabilmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu’nun diğer bölgelerinde yaptığı faaliyetleri (Ör, Hicaz’da Vehhabilik denen sapık akımı kurduran İngilizlerdir.) de gözönüne alırsak İslam’a düşmanlık yönüyle İngilizler pek iddialıdır diyebiliriz. Üstelik bu düşmanlığı pek sinsice ve planlıyarak yürütmüşlerdir ve yürütmektedirler.

İstanbul’dan Erzurum’a kadar pekçok yerde isyan çıkaran Ermenilerin en son Van’daki katliamından sonra bir kanun çıkarılmıştır. Bu kanunla savaşın doğuracağı zararlardan korumak maksadıyla hem Ermeniler hem de müslüman ahali başka yerlere yerleştirilmek üzere göç ettirilmiştir. Erciş’te bu olay “muhacirlik zamanı veya seferberlik vakti” olarak bilinir. Hele siz dedelerinize bir sorun yaşanan çileleri iç geçirerek nasıl anlatacaklardır.

Mesela; şu anda Erciş’te yaşamakta olan bir dedemize kulak verelim bakalım o yılları bize nasıl anlatıyor:

-Men uşağdım o zamanlar. Babam diyidi; senin bir gardaşın muhacırlığ zemani geyboldi. Sonra onnan bi habar alamadığ. Öldi mi galdi mi heç bülmürüğ. Senin bi emmin de yolda hesteledi tir tir titriyidi. Belengaz elimizde can verdi. Babam bele anlattıği zeman özünü tutamaz ağlardi……………………

Ve daha nice acılarla doludur bu göç öyküleri. Şimdi ABD’de ve Avrupa’da yaşayan Ermenilerin elit kesiminin iddia ettiği sözde Ermeni soykırımı işte bu göç sırasında ölen Ermeniler üzerine kuruludur. Oysa sırf Ermeniler yüzünden göç ettirilmiş müslüman ahaliden pekçok kişi de hayatını kaybetmiş ve daha ağır felaketlerle karşılaşmıştır. Ne yazık ki ülkemizden de bu konuda bazı yalakaların, kendini satmış budalaların ağzından tarihi vesikalara dayanmayan sözler çıkmıştır. Oysa dünyadaki pekçok objektif tarihçi bu meseledeki gerçekleri çekinmeden tüm belgeleriyle dile getirmiştir. www.tallarmeniantale.com örneğin bu sitede Ermenilerin gülünç iddialarının geçersizliğini tüm delilleriyle görebilirsiniz. Yine de doğruya gözlerini kapamayan böyle tarihçilerin varlığı insana gelecek adına bir ümit veriyor.

Tarihe bir masal veya hikaye gözüyle baktığımız müddetçe tarihten alacağımız birşey yoktur muhakkak. O gün kendi çıkarları için Ermeniler ile müslüman ahali arasına fitne fesat tohumları ekenler bugün boş durmayacaktır elbette. Şimdi bölgede farklı farklı “kimlikler” meydana getirip, bunlar arasına uçurumlar koyup sonrada çatışma ortamına itmek gibi bir gayenin peşindeler. Çok üzülerek belirteyim ki onların bu tuzağına düşmüş içimizde bazı ahmaklar da yok değil. Biz birbirimize düştükçe “onlar” yeni sömürge alanları oluşturacak, biz birbirimize “sen şusun ben buyum” dedikçe onlar bir yerleri “demokrasi(!)” pazarlamak için işgal edecek ve o yerlerde huzurun köküne kibrit suyu dökecektir. Bunun başka türlü izahı yoktur.

Bizim yapacağımız önce tarihimizi, kültürümüzü, dinimizi doğru kaynaklardan titizlikle öğrenmek ve bunu gelecek kuşaklara aktarmak için çaba sarf etmek. Sonra var gücümüzle -birilerinin elinde kukla olmamak için,üzerinde oyunlar oynanan “cahil sürü” sıfatıyla anılmamak için- çalışmak. İnşallah insaf sahipleri için dile getirmeğe çalıştığımız şeyler “boş laf” olmamıştır.