Van’ın Erciş İlçesi, Çavuşoğlu Samanlığında yapılan toplu mezar kazısında ortaya çıkarılan Türkler’e ait kafatasları ve kemikler

 

Van Erciş, Çavuşoğlu Samanlığı Ermeni Terörü Ermeni Zulmü


Van’’ın Erciş İlçesi, Çavuşoğlu Samanlığında yapılan toplu mezar kazısında ortaya çıkarılan müslüman ahaliye ait kafatasları ve kemikler…

Aynı coğrafyayı paylaştığımız, aynı kaynaktan su içtiğimiz, aynı havayı teneffüs ettiğimiz Ermenileri kışkırtarak üstümüze salanların, bize tarif edilmez acılar yaşatanların bugün boş durduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz!

Lütfen şimdi etrafınızda süregelen olaylara bu gözle bakın ve ilkel reflekslerden sakının!

Şu Ermeni Meselesi…


| View Show | Create Your Own

İmdi ey suskun gönül kıl Erciş’i temâşa,

Gam, kasâvet, derd-i gûl gelir ise de başa,

Muhabbet duyma sakın ne göze ne de kaşa,

Duy memleket sevdasın, daim onunla yaşa.


Edip Toprak

(güneş’in gölgesi)


İşte bu görüntülere yapılan yorumlar:

Mirza Budarnayev
Canavarmıdır değilmidir bilmem..
Öldürmeseler bari hayvanı.
Kimseye zararı olmamış. Öyle bir hayvan varsa da dokunmayın yaşasın bari. Kendi türümüz dışındaki herşeyi yokediyoruz..:(((

mesut çakıroğlu
sodalı bir suda yaşayabilecek hayvan sayısı azdır o da ihtimalki denildiği gibi bir manda olabilir reklamın iyisi kötüsü olmaz isviçrede leman gölü bu şekilde turizmde kullanılıyor vanlı yetkililere duyurulur

ali alyanak
cenewar
yorumlara baktım dayanamadım yazdım.yok diyorlar ama kimse araştırmamış.nereden biliyorsunuz olmadığını.bu günlerde onarılıp açılışı yapılacak olan akdamar adasındaki kilisenin duvarlarında bile bu canavarla ilgili figürler var.kaldıkı son gören bir kişi değil arkadaşlar tam 7 kişi görmüş.hadi biri yalan söyledi ya diğerleri.görenlerden biriyle konuştum adam diyorki gördüklerimden sonra gölde yüzmeye cesaret edemem.ama şunuda diyor ne canavar diyebilirim ne balık nede hayvan neye benzediğini anlayamadım.burada bi şey var ama ne. mutlaka araştırılmalı diyorum.türkiyeme ve türkiyemin güzel insanlarına savgilerimle =)

mehmet gul
Geçen ay Van’a gitmiştim. Röportajdaki tekne kaptanından tekne kiralayıp akdamar adasına geçmiştim. O kadar baktık bi türlü göremedik canavar. Bu kadar da abartmamak lazım diye düşünüyorum. Sonuçta iç deniz olarak kabul edilebilecek çok büyük bir göl. İçerisinde milyonlarca irili ufaklı canlı yaşayabilir. Zannedersem iyi reklam getirdiği için insanlar canavar hayali görüyor, ya da bilinçli olarak hayal kurup reklam yapmaya çalışıyorlar

BÜLENT KALAFAT
şaka
bu hoş bir şaka fazla irdelememek lazım bizde bu eğlenceye katılalım.

ENDER AYDIN
Amerikanın Oyunu.
Geçenlerde dayım istanbula geldi, kendisi Vanda esnaftır. Van gölü Canavarı ile ilgili kendisine sordum. Bize verdiği cevaba göre Vandaki Üniversiteden bile şahitlerler varmış, Göle denizaltı indirilmiş, amaç gölün dibinde zengin Uranyum yataklarının bulunduğudur. Nerede zenginlik Amerika orada. Bor madenlerini almak için de Etibankı kimseye kaptırmayacaklar. İhalede de başka firmayıda sokmuyorlar(zaten çoğunlukla onlar kullanıyordu.)Bence Devlet bu işe ciddiyetle yaklaşmalıdr.

HAMZA CANAVAR
yersen
bu görüntüler yıllar önce yayınlandı. maket olduğunu yapanlarda anlattı.. yeni bir haber gibi sunulması anlamsız..

Muhammed S
SELAMLAR
Lise yıllarında Van’da okurken Milli Güvenlik dersimize gelen Üst düzey bir Askeri Yetkili Van Gölü Canavarı ile ilgili çarpıcı iddaalarda bulunmuştu.Aslında iddaa da denmez pek Askerlerin bildiği fakat sivil erkanın pek bilmediği önemli bilgiler anlatmıştı biz meraklı gençlere.Hani dışardan birinden duysak belki af buyurun Kafa buluyor diyecektik fakat bize aktaran Ciddi manada Yüksek rütbeli askeri erkan olunca inanmamakta olmazdı.Verdiği bilgilerden biri şu idi:Yabancı devletlerin Van Gölündeki Çalışmaları hakkında idi.Varın gerisini siz düşünün.

bahadır koçdoğan
doğrudur ama
o büyüklükteki bi canlı yaşıyo olabilir van gölünde bu büyük bir yayın yada yılan olabilir yada ne bileyim adaptosyona uğramış başka bir balık olabilir neden olmasın araştırmak lazım ankarada 2.5 m uzunluığunda 186 kilo ağırlığında yayın yakalandı geçen hatırlayınız !

kenancan
Nerede…
Yok kardeşim canavar filan. Okyanus mu burası.Olsaydı çoktan bulunurdu….Ama iyi turist çeker kanımca:))))

Cengiz Han
Ne avlamsi..?
Kime zarar vermis ?
Niye bir avlama timi olusturulmus?
Birakin yasasin hayvan .

YAGMUR YESILBAS
Canavar iyi de elde silah gitmek niye?
Ben de Van’lıyım ve çocukluğumdan beri duyarım Vangölü Canavarı hikayelerini.16-17 yaşıma kadar da pek çok kere göle yüzmeye gittik ama hiç karşılaşmadık.Eğer gerçekten varsa kimseye zararı dokunmayan bir mahluk olduğu belli.Çünkü hiç kimsenin canavarın saldırısına uğradığını ne gördük ne de duyduk.Peki zararsızsa ve de gerçek olması ihtimali hem bilim adına hem de ülkemiz adına bir kazançsa neden arama timi ekibi ellerinde silahlarla arıyorlar.Bulunca vuracaklar mı? Eğer böyle birşey olursa,ufo görüp de içinden inen uzaylı yaratıkları taşlayanlardan ne farkımız kalır. Gerçekten canavar varsa ve biri elindeki silahıyla gördüğü yerde öldürecekse bilsinki kahraman ilan edilmeyecektir.Böyle bir canlının varlığı bir kazançtır ve canlı ele geçirilip incelenmelidir.Tabi eğer var ise

ibrahim tütüncüoğlu
BELKİ
Belki bir hayvancık vardır .Aslında o da mantıklı gelmiyor ya çünkü neticede anası babası, çoluğu çocuğu olur tüm canlılar gibi .Tek başına türeyecek böyle bir memeli türü yok ki. Olsa bile esas karadaki trafik canavarları,sahte gıda canavarları,denizleri kurutan balıkçı canavarlar, terörist canavarlar,futbol fanatik canavarlarının yanında masum bir kedi yavrusu gibi kalır. Saklanmakla akıllılık ediyor!

:?: Peki bu habere sizin yorumunuz ne olur? :?:

Müjdat Çelik

Siyasete soyunduğu haberini aldığım Müjdat Çelik Bey hakkında bazı iddiaları paylaşmak zorunda hissettim kendimi. Sonuçta eğer seçilirse mecliste bizi temsil etme şansını yakalayabilecek biri hakkında şüphelerden arınmamız gerekir. Müjdat Bey, halen Van Vakfı’nın başkanlığını yapmaktadır. Vakfın faaliyetlerinden biri de ihtiyaç sahibi öğrencilere burs vermek.

Devamını bir üniversite öğrencisinden dinleyelim:

O yıl Van Vakfı’nın üniversite öğrencilerine burs verdiğini duydum ve bir Vanlı öğrenci olarak istedikleri belgeleri hazırlayıp başvurumu yaptım. Başvuru sırasında verilecek burs paralarının Van Valiliği tarafından finanse edildiğini öğrendim. Sonuçları daha sonra öğrenebileceğim söylendi.

Ramazan ayındayken bir telefon aldım, Vakıf yetkilisi beni iftara davet etti, iftara gelmediğim taktirde bursun çıkamayacağını söyledi. Haliyle ben de gittim. İftar’dan sonra Müjdat Çelik, biz öğrencilerle sohbet etti. Bize “memleket sevgisini” ballandıra ballandıra anlattı. İsimlerimizi bir kağıda yazmamızı istedi. Burs verilecek öğrenciler arasında en önde olduğumuz vurgulandı. Ordan ayrılırken bir burs alabilecek olmanın sevincini yaşadım işin doğrusu.

Daha sonra birkaç ay geçmesine rağmen bir cevap alamadım. Telefonla aradığım vakıf yetkilisi bana daha değerlendirme aşamasının bitmediğinden falan bahsediyordu. Ben böyle aylarca beklerken bazı Vanlı öğrencilerin hesaplarına Van Vakfı tarafından burs yattığını duydum. Konuştuğum öğrenciler bunu doğruladı. Burs çıkan bir öğrencinin dayısının Müjdat Çelik’in arkadaşı olduğunu öğrendim.

Bu olaya çok kızıp Van Vakfı’nı aradım:

-Ben iftara gelen öğrencilerdenim, istediğiniz ne belge varsa size ilettim. Bana bursun verileceğini ama daha değerlendirmelerin sürdüğünü söylediniz. Ama …………………………………

Aynı vakıf yetkilisi biraz da lafı ağzında geveleyerek şöyle dedi:

- Valla, işin doğrusu bu iş çok karıştı. HERKES KENDİ ADAMINA VERİLMESİNİ İSTİYOR…..

Bu sözden sonra telefonu kapattım. Yani madem vermeyeceklerdi ne diye beni o kadar uğraştırdılar? Sırf öğrenci olduğum için mi beni kandırırken bu kadar rahat oldular? Açıkçası bu olay beni memleketimden soğuttu.

Şimdi de bir internet sitesinin ziyaretçi defteri bölümüne “ercişli” rumuzuyla yazı yazan bir öğrenciye kulak verelim;

Birileri aşağıda okudum müjdat çeliğin garıban babası olduğunu savunmuş. ben boğaziçi üniversitesi moleküler biyoloji ve genetik bolumunde okumaktayım. sayın müjdat beyle konuştum bana burs vermedı. daha sonra ben bı kolejin onunde kıtap satıyordum para kazanmak için. müjdat beyı orada gordum oğlunu o okula yazdırmış ve oğluna kıtap alıyordu. benı gordu ben de dedım kı sayın müjdat bey bursa layık gormedığınız kişi burada kıtap satarak para kazanıyor ve okumaya çalışıyor. mujdat bey kızardı ve hıçbır şey demeden uzaklaştı. kımlerın burs aldığını çok ii bılıyoruz. vanın zengın ailelerının çocukları burs alıyor.
bıraz gerçekçi olalım ve gerçekleri yansıtalım.
burs için başarı ıstıyorsa boğaziçinde okuyorum. maddı yetersızlık ıstıyorsa babam yok. 6 kardeş babamızın emeklı maaşıyla geçinmiyoruz
soruyorum burs vermesı ıçın krıterler nedır acaba……

Evet, iddialar bu şekilde… Daha başka iddialar da var ama onları buraya taşımak istemedim. Müjdat Bey hakkında bilgi sahibi olanlar, bu yazıya yorum ekleyerek bilgilerini bizimle paylaşırlarsa çok memnun olurum.

Seçmenler tarafından adayların sorgulanması gerektiğine inandığım için böyle bir yazıyı kaleme aldım. Yoksa herhangi bir kişi veya partiye tümden karşı olmam gibi bir durum söz konusu değil.

Bize Erciş halkını bilen, anlayan ve seven, Erciş’in sorunlarını kendine dert edinmiş, ahbap ve dostlarına bazı şeyleri peşkeş çekmeyi aklına dahi getirmeyen, cüzdanını doldurma kaygısını değil memlekete hizmet kaygısını taşıyan, özü sözü bir, Ercişli olarak karşına çıktığımızda rahatça iletişim kurabileceğimiz, aydın, güvenilir ve yüreği Erciş aşkıyla dolu bir milletvekili lâzım.

Lâzım da… Nerdeeeeee öyle birisi?

Kim kaybetmiş biz bulalım, öyle mi?

Yorumlarınızı, fikirlerinizi, önerilerinizi bekliyorum….

Haydi! Sesini Duyur! ;)


Van Gölü Canavarı’yla ilgili Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, ilginç bir tespitte bulundu.

Prof. Dr. Sarı, Van Gölü sularının, büyük bir canlının yaşamasına olanak sağlayamayacağını belirtirken, bunun karasal kökenli bir canlı olabileceğini söyledi.

Van Gölü’nde 16 yıldır inci kefali ve göl özellikleri ile ilgili araştırmalar yapan Prof. Dr. Sarı, Van Gölü’nü uydu aracılığı ile de takip ediyor.

Göl içindeki balık hareketlerini izleyebilen Prof. Dr. Sarı, “Görüldüğü iddia edilen büyüklükteki bir canlının yaşaması durumunda, görüldüğü bölgede bazı fiziksel değişikliklerinde olması gerekir.

Ama böyle bir tespitimiz olmadı. Ayrıca bu canlının beslenme zinciri içindeki yerini, neyle beslenip, nerede yaşadığı sorularına cevap bulamıyoruz.

Bundan dolayı da eğer böyle bir canlı varsa Van Gölü içerisinde sürekli yaşayan bir canlı değil, karasal kökenli bir varlıktır. Göle girip, çıkıyor” dedi.

İşte Prof. Dr. Mustafa Sarı’nın açıklamaları:



Emperyalist güçlerin, coğrafyamızda çıkarmaya çalıştığı fitnelere karşı bir cevap…


Börteçine yönümüzde
Düşman durmaz önümüzde
Şan şeref var ünümüzde
Mendeli’den Telafer’e
Selam olsun Türkmenler’e

Bir elimde bayrağım var
Diğerinde orağım var
Bir de kutsal toprağım var
Mendeli’den Telafer’e
Selam olsun Türkmenler’e

Gel beraber çalışalım
Millet için tartışalım
Bu toprağa sarışalm
Mendeli’den Telafer’e
Selam olsun Türkmenler’e

Yer, gök, dağ, taş olsun şahat*
Ölümde biz bulduk hayat
Yurdum için haktır cihad
Mendeli’den Telafer’e
Selam olsun Türkmenler’e

Planlara vurduk düğün
Türkmen aldı hakkın bugün
Asın fener olsun düğün
Mendeli’den Telafer’e
Selam olsun Türkmenler’e

————
*Erciş ve Türkmen Türkçesinde;
şahat: şahit

 

Süphan Dağı ve Van Gölü Erciş

 

bir yüzen hayâl gibi Süphan
ürpertir çocuk yüreğimi
durmadan…

 

masmaviliği sarmalamış eteklerine
çağırır korkusuz düşlerimi
heybetine sığınmış hekatlar
dalda olur umutlarıma

 

bir yüzen hayâl gibi Süphan
ürpertir çocuk yüreğimi
durmadan…

 

kurtlar eritemez karlarını
sancılı soluklarıyla
ne de güneş
o’na ilişir..

 

bir yüzen hayâl gibi Süphan
ürpertir çocuk yüreğimi
durmadan…

 

bir kâse şerbet taşır
zirvesi…
bi içine bırakırsam bedenimi
arınırım belâlardan, kahırlardan…

 

bir yüzen hayâl gibi Süphan
ürpertir çocuk yüreğimi
durmadan…

 

kaf dağı’nın arkası
masallar ülkesi…
Süphan, masalları kıskandıran
sevdalarımın resmi

 

bir yüzen hayâl gibi Süphan
ürpertir çocuk yüreğimi
durmadan…




Edip Toprak

(fotoğraf: Ali Dağer Erciş)

erciş ili

Malumunuz seçim süreci başlamış bulunmakta. Güzel Ercişim de havaların ısınması bir yana seçim atmosferinin sıcaklığına yavaş yavaş giriyor. Ben de modaya uyup -gerçi huyum değildir- bu konu hakkında birkaç kelam edeyim, dedim.

Aşağıda söylenenlerin ciddiye alınmasını istediğimden emin değilim. Gerçi ömrümüz bu lafları ciddiye almakla geçti de neyse…

***

Kürsüye çıkılır, elde sıkıca tutulmuş bir mikrofon vardır, karşıda şakşakçılar, merak edip de gelenler, muhalifler vs. Nutuk atma eylemine başlanılır;

- Sevgiliiiii Ercişli hemşerileriiiiim! Bugün burada toplanmamızın nedenini herkes biliyor. Ben de biliyoruuuummm!

x: (şak şak şak şak…)

- Erciş’in tüm sorunlarının bilen, halka saygılı, sevgi, hoşgörü, demokrasi, kardeşlik, barış, koçköprü barajı, emrah ile selvi, asfalt yollar….

x: ?????

- Kem küm… İşte böyle bir aday olarak sevgili, kıymetli, aziz, değerli, canımdan çok sevdiğim Ercişli hemşerilerimin karşısındayım.

x: Yürü bee… Kim tutar seni!!!

- Bana vereceğiniz oylar size yol, su, elektrik, bi gumruk bi de teppik olarak geri dönecektir.

- Unutmayın, ben başkalarına benzemem! Beni başkalarına benzetenlere sesleniyorum: Arkadaşlar siz yanlıştasınız!!!! Yanlış yapıyorsunuuuuz!!! Kıymetli Erciş halkı bunları biliyor. Erciş halkı hizmet bekliyor. Hizmeeeeeeeeeet!

x: Hurrraaaaa (!) vay vay vay….

- Erciş ve çevresinde kanalizasyon sorunu olduğunu biliyorum. Ben seçildiğim taktirde kanalizasyonu ağzınıza kadar getireceeeem!

x: Helal helal!! şak şak şak…

- Bitti mi bitmeeeeeeeeeeediiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii…..

x: Heç biter mi?

- Değerli Ercişli hemşerilerim, seçildikten sonra elimdeki kadroları işsizlerimize dağıtacam. Bütün Ercişli işsizler iş sahibi olacak. Hem de kadrolu iş, kadroluuuuuuuuu!

x: Aslansın, kaplansın sen yaparsın!

- Asıl bombayı şimdi patlatıyorum, çok çook çoook sevdiğim Ercişli hemşerilerim. Yıllardır söz verilip yapılmayan şeyi yapacam. Ne yapacam biliyor musunuuuuuuuuuuuzzzzz?

x: Ne yapacağsan tez söyle!

- Erciş’i il yapacam, il il!!!

x: Erciş seninle gurur du-yu-yor! Erciş seninle gurur du-yu-yor! Erciş seninle…

van kedisi erciş

Evcil hayvanların herbirisinin ayrı bir özelliği vardır. Çağlar boyunca, insanların dikkatini üzerine toplamış kedilerden bugün, ipeksi beyaz kürkü, değişik gözleri, mükemmel avcılığı ve suda oynamayı sevmesiyle en fazla ilgi görenlerden biri de Van kedisi’dir.

Kedi etcil bir hayvandır. Genelleştirme yapılırsa hayvansal proteinlerle beslenir. Keskin duyu organlarının varlığı, karanlıkta bile çok iyi görülebilen gözleri, sivri pençeleri, keskin dişleri, kıvrak vücudu, ayak parmaklarının üzerinde sessizce yürümesi onu iyi bir avcı yapmıştır. Göz ve burun etrafında hassas kılların bulunuşu da avcı özelliğini kuvvetlendirmektedir.

Kürk kılları ilkbahar ve sonbaharda dökülen kedilerin, yüz kasları herhangi bir olay karşısında hayvanın yüz ifadesini belirtecek bir şekil alır. Kas ve iskelet sistemini mükemmel bir şekilde koordineli kontrol edebileceklerinden, hangi pozisyonda yukardan aşağıya bırakılsın daima ayakları üzerine yere düşer.

Büyük beyin (Cerebrum)in alanının genişliği, kedilerin zekasının bir göstergesidir. Ayrıca beyinciğin (Cerebellum) gelişmiş olması da kedilerin aktivitesindeki koordinasyon mükemmelliğini sağlar.

Son yıllarda gerek dünya da gerekse Türkiye’de büyük ilgi gören evcil kedilerden biri de Van kedisidir. Ancak sevimli, cana yakın olan Van kedisine bugüne kadar yeterli ilgi gösterilmediğinden nesli tükenmekle karşı karşıyadır. Eskiden Van yöresinde sıkça rastlanan ve hemen her evde bulunan Van kedisinin sayısı giderek azalmakta ve hızla melezleşmektedir.

van kedisi tek göz erciş

Van yöresinde, Van halkı tarafından kediye “Pişik” denir. Van kedisi, yöre halkı tarafından yalnız bir süs kedisi veya fare ve böcekleri avlaması yanında, bir dost ve ailenin bir bireyi olarak kabul edilir.

Van kedisinin eskiden yaz aylarını dağlarda, kış aylarını ise evde geçirdikleri söylenir. Bugün ise yaz aylarını Erek Dağı’nın sırtlarında avcılıkla geçiren ve kış aylarında evine dönen Van kedisine çok az rastlanır.

Yöre halkı tarafından yere sürünecek kadar uzun-beyaz ipeksi kürklü, uzun vücut yapılı, kaplan yürüyüşlü, tilki kuyruğuna benzeyen uzun ve kabarık kuyruklu, değişik göz renkli (Diskromatopsi), zeki, çevik bir kedi olarak tarif edilen Van kedisinin temizliği, cana yakınlığı, oyunu çok sevmesi sahibine bağlı oluşu, onu nadide hale getiren başlıca özellikleridir. Ancak 1950’li yıllardan sonra Avrupalılar tarafından dünyaya tanıtılmaya çalışılmış ve bu eşsiz güzellikteki özellikleri tam olarak tanıtılmamıştır.

Van kedisini çekici kılan özelliklerden biride, onun gözlerinin rengidir. Göz renklerine göre Van kedileri üç gruba ayrılabilir.

a-Her iki gözü mavi,

b-Her iki gözü kehribar (Sarı renk ve tonları)

c-Tek-göz (Diskromatopsi bir gözü mavi diğer gözü kehribar renkte olanlar) diye gruplandırılır.

Van kedisindeki mavi göz rengi, daima turkuaz mavisi özelliği göstermesine rağmen, kehribar gözdeki renk tonu oldukça farklılık gösterir. Bu tonları, kehribar, açık kehribar, sarı ve çağla yeşilidir. Çok ender olarak da kehribar göz rengi yerine kahverengi olabilmektedir. Mavi gözlü kedilerde, mavi gözlü kısa, kadife kürklü ve mavi gözlü-uzun ipek kürklü kediler diye ayrılır. Van kedilerinde, yeni doğan yavruların gözleri grimsi renktedir. Yavru kedinin doğumundan 25 gün sonra göz renkleri farklılaşmaya başlar ve 40 gün sonra da göz renkleri netleşir.

Genelde Van kedisi yavrularının iki kulağı arasında bir veya iki adet siyah nokta vardır. İki siyah nokta taşıyan yavruların çoğu tek-göz olur. Ve bu siyah noktalar adeta Tek-göz kedilerin mührü olarak tanımlanır. Ancak baştaki bu siyah noktalar doğumdan sonra bir iki ay içinde kaybolur. Ve bazen sayıları 8-30 arasında değişen miktarda siyah kıllar olarak kalır.

Van kedisi gibi değişik göz rengine sahip köpeklerin, evcil güvercinlerin ve insanların da bulunduğu ve bu özelliğin genetik bir defekt olduğu bilinmektedir.

Van kedilerinin erkeklerinin vücut ağılığı yaklaşık 3600 gram dişilerinin ise 2900 gram kadardır.

Van kedisi her yıl Şubat-Mart-Haziran aylarından birinde kızgınlık (Östrus) periyoduna girer. Bu periyod 10 gün kadar sürer. Kızgınlık döneminde gebe kalırsa genellikle o yıl içinde bir daha kızgınlık göstermez. Gebelik süresi 62 gün kadardır. Gebeliğin birinci ayından sonra karnı şişmeye başlar ve bu dönemden itibaren karnını kimseye dokundurtmaz. Van kedisi de diğer kedilerde olduğu gibi gözlerden uzakta doğurmayı sevdiğinden, birinci ayın sonundan itibaren ıssız ve karanlık yerler aramaya başlar. Doğumdan hemen sonra göbek bağı (Plasenta) anne kedi tarafından ısırılarak koparılır. Anne kedi, yavrularını 50-60 gün süreyle emzirir. Fakat bu süre kısalabileceği gibi uzayabilirde.

Van kedisi bir batında dört adet yavru doğurur. Yavruların gözleri doğumdan sonra 10.günde açılır. Anne kedi yeni doğan yavrularını yalayarak temizler ve hemen emzirmeye başlar. Doğum yaptığı yeri emniyetli bulmaz ise en kısa zamanda daha emniyetli ber yer bulup , yavrularını buraya taşır. Anne yavrularını çok az yalnız bırakır ve sadece ihtiyaçlarını karşılamak için yavrularından uzaklaşır.

Henüz gözleri açılmayan yavrular annelerinin kokusundan başka bir kokuya tepki göstererek korunmaya çalışırlar.

Yavrularının hareketlerini, başlangıçta yürümekle sürünmek arasında bir durum gösterir.

Yavru kardeşler arasında çoğu kez süt kavgası olur. Kardeşler arasında oyun oynama yaygındır. Oyun, yavruların gelişiminde önemli bir etkendir. Oyun anne tarafından kontrol altında tutulur ve anne, yavrularına yaşamaları için nasıl davranmaları gerektiğini öğretir. Eğer yavru tek kalırsa annesi ile annesi de yoksa başka tür hayvanlarla bile oynamak ister.

Kediler yerleşme alanlarına kuvvetli bir hakim olma duygusuna sahiptir. Yabancı bir kedinin kendi yaşadığı alana gelmesini istemezler. Yaşadıkları ev ve buna bağlı olarak yaşama alanları değiştirildiğinde, yeni yerini beğenmezse eski evine dönme çabası gösterirler. Van kedileri yeni yaşama alanlarına 20-30 gün içinde adapte olabilirler. Bu süre içinde çevreyi incelemekle beraber sahiplerine karşı ilgisizdirler.

Kediler temizlik duygusuna diğer hayvanlara göre daha fazla sahiptirler. Gerek yaşama alanlarını temiz tutmada gerekse kendilerini temizlemede büyük bir titizlik gösterirler. Tuvaletten sonra, tuvalet artıklarını gömme içgüdüsüne sahiptirler. Tuvalet ve yemekten sonra ellerinin yardımıyla ağız ve yüzlerini temizlerler.Van kedisinin avcılık özellikleri üstündür. Ev içinde ve dışında fare, kertenkele, kuş, sinek ve küçük böcekleri avlayıp yerler. Ev dışında iç içe yaşadıkları kümes hayvanlarına saldırmazlar.

Van kedisi insanlarla birlikte aile ortamı içinde yaşamayı sever. Eğer insanlarla ilişkisi yok ise ya da çok az ise vahşileşmeye başlar.

Van kedisi sevilmekten çok hoşlanır ve kendisine gösterilen sevgiye bağlılık ve sevgiyle karşılık verir. Sevgi istekleri özellikle gebelik döneminde daha fazladır. Sahiplerine çok yakın davranır ve severler. Yabancıları gördükleri zaman tepki göstererek, kaçarlar. Kendisini sevenlerin kucağına çıkıp, okşayan elleri önce hafifçe ısırır sonra yalıyarak sevgi gösterisinde bulunur ve mırıldanır. Sahibinin, diğer kedi ve küçük çocukları sevmesini kıskanır.

van kedisi erciş tek göz pişik
Van kedilerinde sağırlığın yaygın olduğu kanaati var ise de tekgöz (Diskromatopsi) ve mavi gözlü kedilerde ancak %2-3 civarında sağırlık vardır.

Van kedisi kendi isteğiyle suda yüzmeyi ve suyla oynamayı seven tek kedi türü olarak bilinmektedir.

Van kedisi, yemeğin, sütün sıcak olup olmadığını ön ayağı ile kontrol eder ve yemek uygun sıcaklıkta ise yemeğini yer. Van kedisinin, kavun, karpuz ve bazı meyveleri de yediği gözlemlenmiştir.

Van kedisinin kürkü kalın olmasına rağmen soğuktan etkilenir ve titrer.

Van kedileri kendi aralarında ve insanlarla haberleşmek için bir takım sesler çıkarırlar. Çıkarılan bu sesler onların hissi durumları ile ilgilidir. Kedilerin miyavlamaları isteklerine göre çeşitlilik gösterir. Bu miyavlamanın bir kısmı insanlarla olan ilişkileri, bir kısmı yavrularıyla veya erişkinlerde seksüel aktivite ilgili haberleşme şeklidir. İhtiyaçlarına göre çıkardıkları seslerin yüksekliği ve frekansları değişir. Van kedisi sabahleyin sahibiyle karşılaşmasında yüksek sesle miyavlayarak sevincini gösterir. Acıktığında mutfak kapısına doğru giderek, acıktığını belirtecek şekilde miyavlar.

Yiyeceği verildiğinde yemeden önce sahibine sürünerek minnetini belirtir. Tuvalet ihtiyacını duyduğunda da, kapının önüne giderek miyavlayarak sahibinden kapısını açmasını ister, eğer kapının açılması gerekiyorsa kapı koluna uzanıp çekerek kapıyı açtığı da görülmüştür.

Yapılan incelemeler sırasında Van kedisinin eğitime çok iyi cevap verdiği gözlendi. Kendisine öğretilenleri çok çabuk kavrar. Tuvalet ihtiyacı için bir yere konulan toprağın yerini hemen kavrayıp bunun dışında başka bir yeri kullanmadıkları tesbit edilmiştir.

Van kedisi yavruları 2-3 aylık iken isimlerini öğrenmektedir. Fakat bu öğrenmenin ismi öğrenmeden çok tanıdığı bir ses tonuna bağlı algılama olduğu düşünülmektedir.

Sevimli, cana yakın, zeki, çevik, sadık, güzel ve ilgi çekici görünümlü Van kedisinin neslinin azalmaması ve melezleşmesinin önlenmesi için tüm çabaların gösterilmesi gerekmektedir.

tefeci erciş

Bunların pekçok türü vardır memleketimizde. Bazılarını bir cuma namazı vakti koca göbeğini çekerek cemaati eze eze Büyük Camii‘de en ön safa geçerken görebilirsiniz. İğrenç yüzlerinden riya akar. Bazıları ortalıkta fazla gözükmez ama ne zaman yardıma muhtaç, çaresiz birini tesbit ederse ortaya çıkar ve o bilindik “hayırsever(!)” kişiliğini pazarlamaya çalışır.

Gün geçmiyor ki yıkılan bir ev haberi yüreğimi yakmasın. Tefecilerin iliğine kadar sömürdüğü bu zavallılar evlerini, arazilerini satıp çareyi bir büyük şehre göç etmede buluyorlar. Göç başlıbaşına bir yıkım… Gittikleri yerlerde ise başka türlü sorunlar işte herşeyini tefecilere kaptırmış bu garibanları bekliyor.

Peki kim bu bu tefeciler?

Bunlar, hırsları ile çakallara benzerler. Tuzak kurmada pek mahirdirler. Avlarına tatlı dilleri ile yaklaşırlar. Avlarını poh pohlayarak olayın vehametini algılamasını engellerler. Arkalarında zorba aşiret güçleri vardır. Namus, haysiyet, şeref, onur, ahlak kavramları bunların sözlüklerinde yoktur. Borcunu ödeyemeyecek durumda olan birine “Karın, kızın da mı yok?” diyecek kadar adidirler.

Bunların tuzağına düşmüş biri girdiği girdaptan bir türlü çıkamaz. “Bu ayı da atlatayım, kimse duymadan borcumu kapatacağım” umuduyla sürüklenir. Aylar, yıllar geçer ve borç gittikçe katmerlenir.

Tefeci, aslında bunu istemektedir. Ağına düşürdüğü kurbanının herşeyini alabileceği kadar faiz yükünün artmasını sinsice bekler. Fazla sıkıştırmaz bile. Hatta borcunu hafif göstermeye bile çalışır.

Fakat borç tefecinin belirlediği sınırı geçmeye başlayınca, sıkıştırmalar daha sonra dozu gittikçe artan tehtidler başlar. Sağa sola “Şu herifin bana şu kadar borcu var!” lafını etmekten geri durmaz.

Tefeci avını rastgele seçmemiştir. Borçlandırdığı adamın ya babasının, ya amcasının, ya da dayısının hali vakti yerindedir. Kara sinekler gibi sömüreceği birşey olmasa etrafta uçuşmaz anlayacağınız.

Haber akrabalara ulaşır. Önce kimse inanmak istemez. Ama acı gerçekler hızlıca öğrenilir. Borçlu da artık akrabalarına durumu itiraf eder. Tuhaf bir rahatlama duygusu yaşar anlık da olsa. Ne de olsa yıllardır içini kemiren kurdu artık kusmuştur. Ama artık sokağa çıkamaz olmuş, tanıdıklarının “Geçmiş olsun abi, duyduklarım doğru mu?” sözü ona artık fazla gelmeye başlamıştır.

Önce bu adi tefecinin elinde resmi bir belge olmadığı düşünülür. Oysa elinde imzalanmış boş senetler vardır. Hem senet olmasa da birşey farketmez. Tefeci, akla hayale gelmedik tehtidlerin, her türlü sindirme ve yıldırma tekniklerinin senetten daha iyi iş yapacağını çok iyi bilir. “Şu güne kadar ödemezse, karışmam!” “Çoluk çocuğu okula gitmiyor mu onun?” “İhtiyar babasına yazık olur yoksa!”

Herkeste bir tedirginlik, huzursuzluk… Bela işte buna denir. Ne yapacaksın?

-Ulan eşşek oğlu eşşek! Paraya sıkıntın vardıysa bize niye söylemedin?

-Ne bileyim böyle olacağını!!!!

-Yav, onu boşver! Diyelim ki böyle bir haltı yedin, ne diye bu kadar beklettin? Zamanında deseydin….

Bu iletişim çeşidi aslında bir kısır döngüdür ve bir süre döngüsüne devam eder.

Aramızdaki sosyal yardımlaşma becerisi mi tükendi? İletişim gücümüz mü zayıfladı? “Bu zamanda kardeş kardeşe yardım etmez” saplantısına mı kapıldık? Ne oldu? Anlayamıyorum…

Ne oldu da yakınlarımız bu şeref yoksunu, zalim tefeci bozguncularına muhtaç oldu?

Ha… Unutmadan bu arada bir şekilde emniyet güçlerinin de olan bitenden haberi olmuştur. Ellerinden geleni yapıyor veya yapabiliyor olmalarını ne kadar çok isterdim…

Peki bu tefecileri nasıl tanıyabiliriz? diye biri sorar.

Merak etme, Erciş caddelerinde yürürken bunları mel’un yüzlerinden tanır ve ne mal olduklarını anlarsın artık. Bunların yalakalarını bile yolda görürsen, yolunu değiştir. Emin ol ki en hayırlısı budur.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »